Anneler: Süt için süt içirin


Reklam sloganı gibi oldu ama az takığım ben bu konuya, annemize zorla süt içiriyoruz. Annemizin annesinin dediğine göre küçükken zorla süt içirirler miş ondan soğumuş sütten. Yahu zorla derken işkenceyle kırbaşla içirmediler ya şunu, insan sütten niye soğur anlamam. Sanki zehir içiyoruz, belli bir sıcaklıkta olacak, içinde şeker olacak, burun tıkanıp nefes almadan içilecek, dibinde mutlaka bir yudum kalacak…Bunları yazıyoruz kötü örnek olmayalım. Aman ha sakın böyle olmayın diye yazıyorum.

1 yaşını doldurmamız ile yaklaşık 1 aydır herşeyi yiyip içiyoruz artık malum, sütte bunlardan birisi. Şimdilik mamanın yerini aldı yeme düzeninde, yani her uyumadan önce veriyoruz, öğlenleri ve gece. Doktorumuz günde 500ml en fazla dedi. Şu an için o rakama gelemedik ama yeterli. Korkumuz sevecek mi,içine pekmez, bal vs karıştırmak gerekecekmi idi ama bir sorun olmadı. Gayet güzel içiyoruz şimdilik bakalım.

SütGünlük protein ve kalsiyum ihtiyacının büyük bir kısmı sütten alınabiliyor. Suda ve yağda çözülebilen hemen hemen bütün vitaminleri içeriyormuş. Özellikle zeka gelişiminde etkili B2 için en iyi kaynak olduğunu okudum. Dünya Sağlık Örgütü 1-10 yaş için günde 800 mg, 11-24 yaş için günde 1200 mg, sonrasında günde 800 mg  kalsiyum alınmasını önermekte.

Çocuklara sütü sevdirecek birkaç tarif verelim,

Milkshake’ler küçük veletlerin oldukça sevdiği lezzetler. 1 bardak sütün içine az üzüm yada portakal suyu koyun, iki kaşık vanilyalı dondurma ekleyin ve çırpıp verin. Buradan bir soru çıkabilir dondurma vermeli mi diye. Günde 100 gr ı geçmemek koşulu ile, iyi yapılmış bir dondurma zararlı değil. 100 gr’ı yaklaşık 200 kalori olduğundan üstüne çıkmamalı. 100 gr dondurma yoğunluktan dolayı 100 gr sütten yaklaşık %15-20 arası daha fazla kalsiyum ve fosfor içeriyor.


  • Share/Bookmark

23 Nisan 2.çocuk bayramı


Geçen sene bu zamanlar 1 aylık olduğumuzu var sayarsak az daha bilinçli olduğumuz ilk bayramımız diyebiliriz. Değişik bir aktivitede bulundu naz bugün annesi ile. Bir tanıdıklarımızın Tekirdağ’daki çiftliklerinde geçirdiler günü. Horoz ve tavuklar ile ilk defa bu kadar haşırneşir oldu, çiftliğin köpeği Çakır ile de. Kümesten taze yumurta alıp kahvaltı mı edilmemiş, mangallar mı yapılmamış çiftlik yapımı kırmızı şarap mı…herşey var bir ben yokum. Bir sonraki bayramda artık törenlere katılırız elimizde bayrağımızla.


  • Share/Bookmark

1 yaş + yazısı


1+ logosuBu bir yaş yazısı için biraz bekledim, gerçekten 1+ olsun bir görelim yaşa eklenen ilk ayı diye. Beslenme düzeni, psikolojik farklılıklar, fiziksel değişim vs vs. Evet 12-36 yaş arası ikinci döneme fişek gibi girdik biz.

Yeme;

Artık hemen hemen her şeyi yiyebiliyoruz, inek sütü içebiliyoruz, Yemek konusu en zevklisi. Masadan istediğimiz yemek verilmeyince işaret parmağımızı sallayıp kaşlarımızı çatarak olay hakkındaki kızgınlığımızı ifade ediyor, sevdiği bir şey önüne konulunca ilk lokma ile beraber tüm parmaklar birleşip sallanarak ve “nem nem nem” gibi bir ses çıkararak lezzet durumundan aldığımız zevki gösteriyoruz. Biz masada bizimle oturtup tabağını, plastik çatalı ve kaşığını önüne koyarak kendi kendine yemesini sağlamaya çalışıyoruz. Mama konusunda kararsızız yemekler+inek sütü+mama mı yoksa sadece inek sütü+yemekler mi diye. Belki sadece 1 öğün uyku öncesi mama olabilir tercihi ağır basıyor sanki.

Taklit etme;

Taklit etmenin en yoğun olduğu dönemmiş bu dönem. Bundan olumlu şekillerde faydalanmak lazım. Çatal kaşık kullanımı da bunlardan birisi. Yirmi lokma yiyorsa bunun belki 4-5’ini bunları kullanarak yapıyor gerisinde parmaklarını tercih ediyor olsa da bu bile yeterli. Diş fırçalamada da aynı taktik. Doktorumuzun da tavsiyesi ile bir bebek diş fırçası aldık, biz dişimizi fırçalarken onu Naz’ın eline veriyoruz /tabi macunsuz boş olarak)ve geçiyoruz aynanın karşısına. Fırçayı diline yanaklarına dişlerine, aslında ağzının hemen hemen her yerine sürüyor Bu taklit olayının olayının olumsuz yönleri de var tabi, ağzımızdan çıkan her söze, yaptığımız her harekete aşırı bir dikkat gerektiriyor. Olumlu şeyleri aldığı gibi olumsuz söz ve hareketlerde çok kolayca kapılıyor.

Anlama, tepki

Artık her şeyi anlıyoruz ancak işimize geleni anlamış gibi yapıyoruz. Biraz inatlaşmanın yoğun olduğu bir dönem. Hareket yeteneğimiz arttı, böylece evin içinde daha çok noktaya çok daha hızlı varabiliyor, yol üstündeki engelleri aşmanın yolunu bir şekilde buluyoruz. Dolayısıyla ev içinde dokunmamamız gereken yerler daha ilgi çekici olduğundan ilk hedefler buraları oluyor. Elektronik aletler en başta gelenler. Biz hayır dedikçe sinirlenip hedefe ulaşmak için her yolu deniyoruz. Biz genelde bir veya iki kez hayır diyerek onun dokunmasını istemediğimiz bir şey olduğunu anlamasını sağlıyor, sonrada bebeklerdeki çabuk algıda değişiklik özelliğini kullanarak “Aaa nerde Naz’ın tinka-pinka’sı (bizdeki bir bebeğin adı), nerde piyanosu, gel tatlım müzik yapalım diyerek hedef saptırıyoruz. Sürekli inatlaşmak ruh sağlığını olumsuz etkileyebilirmiş. Büyük hedefler için az önce yazdığım taktiği izlemek, ellemesini istemediğimiz taşınabilir ufak objeleri de ortadan kaldırmak en iyi ve sağlıklı çözüm gibi. Okuyoruz doktorumuza danışıyoruz sorup öğreniyoruz çoğu şeyi ama bazı şeyleri de bilmek bu kadar zor değil ya. Ortada bıçak olup onu kaldırmaktansa ona ellemeye uzanan bebeğine “cıs elleme” diyen tipler gördüğümde şaşırıyorum. Bir kamera şakası var, odadayız masada son model bir telefon var ama yok böyle bir şey , görmemişiz daha önce, bir düğmeye basıyorsun yanlardan kanatlar çıkıp uçak olan cinsinden. Birisi bize “cıs elleme” diyor ve odadan çıkıyor. Çıktığının ardından %90’ımız biyerine birkez dokunmaz mı aletin. ZZZZZZZZZZ bir bakıyoruz elektrik verilmiş alete, çarpılıyoruz. Buda onun gibi, bebek bıçağın elini keseceğinden haberdar mı? Offffff konu bu kadar mı uzun anlatılır, örnekler kamera şakaları vs.. taş devrinden başlayarak ele aldık konudan saptık endişesi duymayın, kontrolümde her şey.

Dikkat sosyal kelebek

Daha çok dışarıda vakit geçirmeye sosyal aktivitelerde bulunmaya başladık, bugün jetonla çalışan şu atlı karınca tarzı aletlere bindik, önce az korktuk ama sonra hoşumuza gitti. Sokakta bir çocuk gördüğümüzde Cuma görmüş robinson gibi bağırıyoruz. Ona uzanıp ellemeye çalışıyor konuşmaya çalışıyoruz. Harika.

Ya diyeceksiniz ki kardeşim bunlar 12.aydan sonra pıt diye mi oldu. Pıt diye olmasa da pıııt diye oldu aslında. Biz fark edemeden bir hafta on gün içinde bir bakmışız ki farklı bir Naz gelmiş. Hayat artık az daha yorucu ama çok daha zevkli…


  • Share/Bookmark
Page 1 of 3123»
line
footer

  biradambirbebek.com 2008-2010

Creative Commons License
This work by Biradambirbebek is licensed under a Creative Commons Attribution-Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License.