Neyse parkta sallandık, kaydıraktan kaydık, iplere tırmandık, pis kum havuzunda oynadık. Parktan topladığımız taşları yaz tatilimizde edindiğimiz beceri ile “cup cup” diyerek denize attık. Oda yoruldu bizde yorulduk, arabaya gitmeden Starbucks’ta bir kahve ve frappuccino molası verdik, garsonun tavsiyesi üzerine mango-raspberry karışımı bir frappuccino yaptırdım tavsiye ederim. Öğlen uykusu için eve vardığımızda böcük zor duruyordu ayakta.
Bakalım son kez resme….yürü be cecu, baba dediğin az göbekli olacak BABA gibi duracak şöyle.
Kaç yıl oldu saymadım köyden göçeli
Mevsimler geldi geçti görüşmeyeli
Hiç haber göndermedin o günden beri
Yoksa bana küstün mü unuttun mu beni
Dün yine seni andım gözlerim doldu
O tatlı günlerimiz bir anı oldu
Ayrılık geldi başa katlanmak gerek
Seni çok çok özledim arkadaşım eşek
Arkadaşım eş arkadaşım şek arkadaşım eşek
Yaban tayları çayırda tepişiyor mu
Çilli horoz kedilerle dövüşüyor mu
Sarıkız minik buzağıyı sütten kesti mi
Kuzularla oğlaklar sevişiyor mu
Uzun kulaklarını son bir kez salla
Tüm eski dostlarımdan bir haber yolla
Ayrılık geldi başa katlanmak gerek
Seni çok çok özledim arkadaşım eşek
Arkadaşım eş arkadaşım şek arkadaşım eşek
Tatil için yola çıkmadan önce arabada dinlemek için bize ayrı bir CD, Naz’a ayrı bir CD hazırlamıştım. Naz’ın CD’sinde evde dinlediği şarkıların yanına ayrıca 7-8 tanede Barış Manço şarkısı koymuştum yolda sıkılmadan dinleyerek vakit geçireceğini bilmeden hemde. Bizimki iki şarkı seçti aralarından Arkadaşım Eşşek ve Ayı. Eşşek’i yolda bazen arka arkaya 7-8 kez dinlediğimiz oldu, arka koltuktan “Baba baba” diye bağırıp işaret parmakları ile kafasında kulak yaparak tekrar dinlemek istediğini anlatarak. Sonra “AAAA” buda Ayı şarkısı demek oluyor, iki kere bunu dinleyip tekrar Eşşek’e dönüyoruz, 3-5 Eşşek’ten sonra sızıyor bizimkisi:)
Adam Olacak Çocuk ilk başladığında onlu yaşlarımın başındaydım, kardeşim üç yaşındaydı, pazar günleri koltuk takımının minderleriyle halının ortasına ev yapardık Barış Manço’yu o evin pencere yada kapısından izlerdik yastıklar yıkılıp ev çökene kadar. Sonra ben Shogun izliyordum galiba ama hayal meyal aklımda. Birde klasik müzik konseri olurdu TRT’de her pazar.
Barış abi alırdı bir ufaklığı sahneye, arkadaki diğer çocuklar birbirleriyle oynuyor, ağlayanlar var, sahneye bakan yok:) “Ispanak yiyor musun?” “Yatarken sakın dişlerini fırçalamayı unutma, göster nasıl fırçaladığını?” “Arabada hangi koltukta oturuyorsun söyle bakalım?” “Sakın teybin kırmızı kayıt tuşuna basma evde:)”
Bakındım şöyle bir internette adam olacak çocukları bulabilecek miyim diye şöyle bir link buldum belki ilginizi çeker.
On puan on puan kırk puanla şampiyon rahat uyu Barış Abi.

Geçen hafta sonu için Şile’ye, Doğa Tatil Köyü’ne gittik, çocuk için harika bir yer, park alanı, içinde ördek ve kuğuların olduğu dev bir gölet, her tarafta salıncak ve hamaklar, organik bahçe vs. Doktorumuz bize havuza girmemesini tavsiye etti bizde uyduk, en azından ayaklarını soksun falan dedik ama ne mümkün. Bırakın kendi girmesini bizim bile girmemizi istemiyor “gel gel ” deyip çıkarıyor bizi havuzdan ve havuz dışı oyun oynadığımız alana götürüyor “gol” oynuyoruz sindy topumuzla. Bakalım bu hafta denizi deneyeceğiz, kumsal, kova kürek, simit vs ile daha kolay mı ısınırız acaba:) Yinede keyifli vakit geçirdi, kuğulara ekmek verdi, çimlerde “gol” oynadı hamakta sallandı.

This work by Biradambirbebek is licensed under a
Creative Commons Attribution-Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License.